İslamiyette hayvan hakları

Allah teala, diğer yeryüzü nimetleri gibi hayvanları da insanın hizmetine vermiş, onlardan çeşitli şekillerde faydalanmayı helal kılmış, buna karşılık da yeryüzündeki bütün mahlukata karşı adaletli ve ölçülü davranmayı, hayvanlara merhamet ve şefkat gösterilmesini emretmiştir. Hz peygamber de “merhamet edene Allah da merhamet eder; siz yerdekine merhamet edin ki gökteki de size merhamet etsin” buyurmuş, günahkar Bir kişinin çok susamış bir köpeğe zor şartlar altında su temin ettiği için Allah tarafından bağışlandığı, bir kediyi hapsederek açlıktan ve susuzluktan ölmesine yol açan bir kadının da bu yüzden cehennemlik olduğunu bildirmiştir. Yine resuli Ekrem hayvanlara şefkatle davranmasını emretmiş, hayvanlarını aç bırakan ve onlara eziyet eden kimseleri ayrı ayrı uyarmış, hatta sağma esnasında memelerinin incinmesi ve çizilmemesi için Sami işini yapan kimselerin tırnaklarını kesmelerini istemiştir. Ayrıca hazreti peygamberin, yavruları alındığı için ıstırap içinde kanat Çırpan bir kuşu görünce bunu yapanları uyardığını ve yavrularının geri verilmesini emrettiğini, canlı hayvanın atış hedefi yapılmasını yasakladığını, başkalarının ki ile karışmaması gibi düşüncelerle hayvanların damgalanmasını, hayvanlar arasında dövüş ve güreş tertip edilmesini, zevk için avlanılmasını, hatta hayvanlara kötü söz söylenmesini değişik üstlük larla yasaklayıp kınadığını biliyoruz.



Gerek bu konudaki ayet ve hadisler, gerekse İslam’ın telkin ettiği genel ahlaki ilkeler ve davranış bilinci sebebiyledir ki, hulefayi raşidin döneminden itibaren uygulamada ve literatürde, hayvanlara iyi davranılması, onlara eziyet edilmemesi, aç ve susuz bırakılmaması, güçlerinin üzerinde yük taşıtılmaması, eğlence için dövüştürülmemesi, yavrularının alınmaması gibi hayvan haklarını korumaya yönelik bir dizi emir ve talimat ın verildiği, bazı idari tedbirlerin alındığı, aksine davrananların uyarıldığı veya cezalandırıldığı bilinmektedir. Özellikle Osmanlılar döneminde sahipsiz hayvanların bakım ve korunmasının devlet tarafından sağlandığı, bu amaçla vakıflar kurulduğu da burada hatırlanabilir. Hayvan haklarının korunmasında genel Emir bi’l ma’ruf çerçevesinde toplumsal sağduyunun payı bulunduğu gibi ileri dönemlerde muhtesip lerde bu konuda özel bir görev üstlenmişlerdir.

İslam’ın insanı yüklediği sorumluluk ve davranış bilinci, dini eğitim ve görgü, onun hayvanlara ve bütün mahlukata karşı dengeli, merhametli ve adaletli davranmasını gerektirir. Günümüzde ölçüsüz avlanma ve tüketimin tabii dengeyi altüst ettiği, birçok hayvan türünün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı, boğa, deve ve horoz güreşlerinin eğlence aracı olduğu, hayvanların tabii ortamlarından alınıp paracık kafeslere hapsederek seyirlik hale getirildiği gibi örnekler göz önüne alınırsa,İslam’ın telkin ettiği bu şefkat ve merhamet ortamına hayvan hakları açısından da ihtiyaç vardır.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir